Joker Film İncelemesi

Joker Film İncelemesi

9 Ekim 2019 0 Yazar: Stormbreaker

Daha temelleri atıldığında ölü doğan Gotham’ın, Wayne ailesinin başına gelen o trajediye haftalar kala ve Bruce’ın Batman olup şehirdeki yozlaşmışlara korku salarak diğerlerine umut olmasına uzun yıllar varken ortaya Arthur Fleck diye biri çıkıyor ve alt tabakadan üreyen toplum bu adama umut bağlayarak Joker’i simgeleştiriyor. Film için yaratılmış müziklerde bulunan her bir nota Gotham’ı değil de Arthur’un ruhundaki paramparça olmuş bölgeler ile zihnindeki düşüncelerin birer anlam kazanmasında etkin rol oynuyor. Şehirdeki caddeler, dar sokaklar, boş varillerin içinde ateş yakıp ısınan insanlar yıllar sonra geleceği meçhul olan bir kurtarıcıya yani Batman’e değil, Joker gibi bir adama bel bağlıyor. Bu da filmi güçlü kılan en büyük, en önemli nedenlerden biri oluyor işte. Film başlarken, beynin sol tarafının tamamen kapatılması ve sağduyunun ise sonuna kadar açılması gerekiyor.

Todd Philips, bütün bu esrarengiz sırlarla dolu olaylara sorular sorarken cevaplarını çok iyi veriyor ve bu olanların, olacakların hepsine çok farklı bir yerden bakarak Joaquin Phoenix’e daha önce pek de görülmemiş bir özgürlük sağlıyor. Phoenix, kendi Joker’ini yorumlarken sinema tarihinde görülüp hayran kalınmış 4 büyükten eşi benzeri olmayan bir ilham alıyor. Jack Torrance’tan Alex Delarge’a, Norma Bates’ten Travis Fickle’a dönüşüyor hatta hepsini tek bir bedende birleştirip ortaya muazzam bir Joker yorumu katıyor. Joker bu filmde kahkalarıyla korkutmaktan ziyade seyircisinin onun elinden tutmasını, kendisine destek vermesini ve empati kurmasını istiyor. Trende güldürmeye çalıştığı çocuktan tuvalette ettiği dansa ve sonra gerçekleşecek olan çoğu sahnede ağlayıp kendisi gibi paramparça ediyor. Sempati duymuyoruz belki ama acıyoruz ona.

Temiz, tertemiz bir film Joker. Öyle böyle bir işçilik değil elden gelebilecek en iyi kilim dokuması var. Girişi, gelişmesi, sonucuyla takdire şayan bambaşka bir film. Altın Aslan’ı sonuna kadar hak etmiş. Defalarca izlenilesi